Anasayfa » OKUYUN » Makaleler » Süt mahalle sütçülerinden alınırdı!

Süt mahalle sütçülerinden alınırdı!

Süt sağma
Süt sağma

Eskilerde mahallemizde süt satılırdı, ve herkes sütü aldığı kişiyi tanırdı. Hala da az da olsa mahalle sütçüleri sütlerini satmaya devam etmektedir. Eğer günümüz değersizliklerine uymayıp, su katmadan veya hilesiz olarak hazırlanmış ise sütler çok lezzetlidir. Annelerin bebekleri için süt aldıklarını bilen sütçü, özenle sütleri tek bir hayvandan almaya çalışır, seçerek getirirdi. Artık bu tip davranışlar kişinin vicdanına kaldı.
Ben torunum Doruk’ için bu lezzetli ve doğal sütler ile hem yoğurt hem sütlaç ,muhallebiler yaparak gönül rahatlığı ile besledim. Hala açık süt dedikleri , tanıdığımız, ve besi yerlerini gidip gördüğümüz kişilerden satın alıyorum. Taze taze mayaladığımız yoğurtları severek tüketiyor ,hem İstanbul hem de Dikili’ de mis gibi sağma doğal süt kullanıyorum.

Kimi günler sütçümüz gelemedi. Günlük sütler alarak ihtiyaçlarımızı giderek zorunda kaldık, ama neyse ki çok fazla ihtiyaç duyma durumum olmadığı için , çok az sayıda pastörize süt tükettik.
Kutu sütler, diğer hazır gıdalar hazırlanırken olduğu gibi, çeşitli işlemlerden geçirilerek tüketime sunulmaktadır. Dayanma süresi artırmak için kullanılan katkı maddeleri, veya gıdayı özünden ayıran işlemler belki amacına ulaşıp süreyi uzatıyor, ancak sağlık için kötü sonuçlara neden olmaktadır.
Daha önce de yazmıştım. Son günlerde, misafirlik sohbetlerinde dahi konuşulan konuların başında “kanser vakıalarının artışı” geliyor mu? Herkesin çevresinde mutlaka bu hastalığa yakalanan var, ve artık yaş da dinlemiyor. Küçük, büyük, yaşlı…

Bir kereden ne olur mantığı ile kim bilir kaç kere hazır gıda tüketiyoruzdur fark etmeden….
Neyse asıl konumuza dönelim; çoğu kişinin tartıştığı açık sütlerin mi yoksa kutu sütlerinin mi sağlıklı olduğu konusunda.

Hatırlar mısınız bilmem; Bundan 5 sene kadar önce Tetrapak firması, Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıklarının desteğiyle “Açık Süte Karşı Ulusal Kampanyası ” ! düzenlemişti. Ve kampanya kapsamında çeşitli paneller

Süt
Süt

düzenleyip, açık sütleri yerden yere vurduğunu, ölümcül hastalıklara yol açtığını söyleyen profesörleri konuşturuyordu. Eh tabi üniversite hocaları, doğru söyler mantığı ile belki bu söylem pek çoklarına da inandırıcı gelmiş olabilir. Ancak günümüzde maalesef , özellikle sözde aydınlara inanmıyorum. Konunun uzmanları panellerinde pek çok tıbbi terim kullanıp anlaşılmayacak açıklama yaparken, özetle çiğ sütün zararlı olduğu ve sütün içindeki mikropları yok etmediğini vurguluyorlar. Peki hangimiz evimizde açık süt alıp kaynatmadan kullanıyoruz ki…komik işte bu tür taraflı açıklamalar. Her işlerine geleni söylemekten çekinmiyorlar, en son reklamlara çıkıp margarinin yararlı olduğunu söyleyen bir uzmanla da görmüş olduk. Utanma duyguları da yok olmuş birilerinin, belki de pek çokların…

Hem halkımızın yaşam koşullarını neden hiç hesaba katmazlar bu sözde aydınlar bilmem…Yurdumuzda, köylerde aileler kendi besledikleri hayvanların sütünden faydalanmıyorlar mı? Gelir seviyeleri çok yüksek olmadığı için, köyde yaşayan insanımız kendi yiyeceğini kendi yetiştiriyor, sütünü , yumurtasını kendi hayvanlarından almıyorlar mı? Konunun gerçek tarafı neden unutulur hep?
Deprem olur sadece İstanbul’ daki televizyonlara çıkar, ya diğer illerimiz, köylerimiz?
Bunun gibi.Tüm Türkiye kutulu süt alıyor gibi bu ürünü ön plana çıkartma, ve atalarımızın içtiği hala da içiyor olduğumuz sütü böylesine kötüleme hakkını kendilerinde nasıl buurlar şaşırıyorum.
Oysa ki, kampanyalarını açık sütlerin kontrol edileceği bir birim kurmaya yönelik yapabilirler. Farklı projeler geliştirebilirler…

veteriner_hekim_denetimiHer şeyin üç kağıdının bulunduğu bir sistemin içine girmiş, girdap içinde sürükleniyoruz adeta. Sizlere sütlerinizi açık olarak alın diyemiyorum ki…Sütü aldığınız insan güvenilir mi? Sütün sağıldığı ortam hijyen ve sağlıklı mı? Süt sağıldıktan sonra, sizlere ulaşana kadar hangi koşullarda korunmuştur? İşte asıl önemli konular bunlardır.

Hem gıda uzmanlarının belirttiği bir konu daha var ki, çok vahimdir. Kimi vicdansız açık süt satanlar, sütün içine koruyucu maddesi olarak çamaşır suyu katıyorlarmış. Çamaşır suyu katılmış sütü içmek, yüksek bir ihtimalle ölümcül sonuçlar doğurabilir. Veya peynir yapılırken sütün kaynatılması gerekmektedir. Hazırlanırken içerisindeki mikroorganizma yoğunluğunu azaltmak için ortalama 3 ay bekletmek gerekmektedir. Peki kim bu kadar uzun bir süre bekleyip, kazanacağı parayı geciktirecek ki zamanımızda? Veya pazarlarda satılan süze yoğurtlar acaba nasıl hazırlanıyor. En iyisi kendimiz evimizde gıdamızı hazırlamamız, ancak bir denetleme birimi olsa da , sütümüzü de, peynirimizi de, yoğurdumuzu da güvenli bir şekilde alıp çocuklarımıza yedirebilsek.

Yukarıdaki tüm soruların cevabını bulmak için , sütü alacağımız yer ile ilgili kendimiz zaman ayırıp araştırma yapmamız gerekmektedir. Ve ne yazık ki, tüm bu kontrolleri yapacak devlet kurumu yoktur, bu yüzden maalesef bu denetlemeyi kendiniz yapmak zorundasınızdır, veya güvenmek zorundasınızdır. Kaç kişi bunu yapabilir ki, bebeği olan anne mi?

Yukarıda da hatırlattığım konudaki gibi, yani açık süt zararlı pastörize yararlı diyeceklerine, doğruyu söyleseler de, açık sütü kullanıcıya ulaştırana kadar iyileştirme çalışmalarına devlet birimleri ile koordine olarak çalışıp başlasalar. Parayı bu konulara yatırsalar, insan sağlığını savunsalar, kapitalist düzenin istediklerini yapmasalar…Tabi bunların her biri bir dilek…

Ata gıda maddemiz süt…Ve sütten yapılan yoğurt, kefir, peynir…Tüm bunlar binlerce yıldır yiyeceğimiz değil mi? Doğal olan sütü, yapay hale getirmek , farklılaştırıp katkı maddeleri ile kutuya kapatmak yerine, eski ve doğal halinde bırakarak iyileştirmeye çalışmak , kafalardaki soru işaretlerini bitirmek gerekmiyor mu?

İnsan sağlığı pek çok veriye bağlı olarak bozuluyor veya devamlı kalıyor…Ve sağlığımızı korumak da elimizde. Tüketici toplumun köleleri olmayıp, eskinin sesini, kültürümüzü dinlememiz ve alışkanlıklarımızı eskiye çevirmemiz gerekmiyor mu?
Eskiye, atalarımızın sesine artık kulak vermemiz gerekmiyor mu?
Ne dersiniz?

PaylaşShare on Facebook7Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on Google+0Digg thisEmail this to someone

2 yorumlar

  1. AYBİKE DERELİ

    Çok doğru söylemişsiniz, aslında kefir ve yoğurt yapmak o kadar kolay ki. Kutu sütlerle beslenen çocukların anneleri göğüsleri kabara kabara ‘benim çocuğum süt içmeyi çok seviyor’ dediklerinde içim acıyor. Fayda değil zarar verdiklerini bir bilseler.

  2. Belki de zararlı olduğunu biliyorlar ancak yine de yapıyorlardır. Kolayı seçtikleri için…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir